|
Bu bir tanıtımdır.
|
|
|
|
“Ah Bir Ataş Ver” Türkülerimiz, yüreğimizden kopan o sözler. Kimisinde sevgiliye bir çağrı, kimisinde özlem kimisinde sevinç, kimisinde hüzün. Bugün de sizlerle bir Çanakkale türküsünü ve hikayesini paylaşmak istedik. Dumlupınar denizaltısı, çok uzun ve meşakkatli bir seferden dönüyordu. İsveç bandralı Nabold şilebi de Naraburnu açıklarında idi. Gece, o kadar sessizdi ki, bir o kadar karanlık ve soğuk. Dumlupınar denizaltısı, İsveç bandralı şileple çarpışmış ve başından aldığı darbe ile saniyeler içinde Çanakkale Boğazı’nda sulara gömüldü. Denizaltıda 81 kişilik mürettebattan 22 kişi sağdı. Bunlar da geminin torpido dairesine sığındılar. Dumlupınar denizaltısında mahsur kalanların su yüzüne fırlattıkları şamandıra ile temas kurulmaya çalışılıyordu. Denizaltıda mahsur kalan 22 kişiyi kurtarmak için herkes seferber oldu. Oksijenin bitmemesi için idareli kullanmaları konusunda uyarılan mürettebata, şarkı söylememeleri, gerekmedikçe konuşmamaları ve sigara içmemeleri yönünde uyarılarda bulunuldu. Saatlerce arama kurtarma çalışmaları sürdü ama artık herkesin umudu tükenmişti ve mahsur kalan 22 kişiye yine her şey anlatıldı. Artık, türkü şarkı söyleyebilirler, konuşabilirler hatta sigara bile içebilirler…. İşte tüm Türkiye’yi hüzne boğan ama bir o kadar başı dik türküyü şamandıradaki telefon hattından dinledi: “Ah bir ataş ver cigaramı yakayım Sen sallan gel ben boyuna bakayım Uzun olur gemilerin direği Ah çatal olur efelerin yüreği Yanık olur anaların yüreği
Vur ataşını gavur sinem ko yansın Arkadaşlar uykulardan uyansın
Uzun olur gemilerin direği Ah çatal olur efelerin yüreği Yanık olur anaların yüreği” |